2.
sınıf gezi stajı için Diyarbakır'ı gezdik. 4 kişi çıktığımız
bu geziye trenle gittik ve uzun bir tren yolculuğuyla başladık
gezimize. Haydarpaşa Garı kullanıma kapandığı ve artık buradan
tren kalkmadığı için yola Anakara'dan çıktık. Yolculuğumuz 20
saate yakın sürdü. Kuşetli vagonda yaptığımız bu yolculuk
coğrafyanın değişimini de gözlemlememize neden oldu. Nufüsün
azalmasıyla, yapılaşmanın da daha insani bir şekilde geliştiğini
ve kentlerin daha yeşil ve nefes alabilecek bir hava sahasına sahip
olduklarını gözlemledik. Çok güzel ve eğlenceli geçen
yolculuğumuzun ardından Diyarbakır'a vardığımızda suriçine
gittik. Diyarbakır'dan suriçine giden ana cadde de yoğun olarak
kamu binaları vardı. Surların eski şehrin içinde yürünerek
deneyimlenen bir yapı olması hem yapının fiziki koşulları
nedeniyle hem de psikolojik olarak çok etkileyiciydi. 16. yy.dan
beri Osmanlı Devleti'nin en önemli şehirlerinden biri olan
Diyarbakır, günümüze kadar korunabilmiş surları ve suriçindeki
hayatla hala çok canlı bir şehir. Şehrin tarihiyle doğru
orantılı olarak birçok önemli yapısı bulunmakta. Şehirdeki
Ermeni ve Suryani kiliseleri suriçinde gezilmesi gereken yerlerden
sadece ikisi. Bunlarla beraber Diyarbakır Ulu Camii'si de gerek taş
işçiliğiyle gerekse de strüktürüyle ziyaret etmeye değer. Tüm
bu yapılar şehirdeki belediyeciliğin ve vakıfların da
çalışmasıyla çok büyük restorasyonlardan geçmiş. Bunlarla
birlikte şehirde kültür sanat da birçok müzeyle yaşatılmaya ve
hatırlatılmaya devam ediliyor. Ahmed Arif'in suriçindeki evi müze
olarak geziye açılmış. Bu müzeyi gezerek Diyarbakır evlerinin
de yapısıyla ilgili birçok fikre sahip olabildik.
Doğu
Ekspresiyle Ankara'dan Diyarbakır'a gitmek için yola çıktık. Diyarbakır
Garı'nda indikten sonra, suriçine yöneldik. Suriçindeki sokaklar
çok dar ve evler çatı seviyelerinde birbirlerine neredeyse
değiyorlar.
Diyarbakır
Ulu Caminin önündeki meydan oldukça kalabalık. Cami Anadolu'nun
ilk camisi olarak kabul ediliyor ve Şam Ulu Camisi'nin Anadolu'daki
yansıması gibi. Yapı tıpkı Şam Ulu Camisi gibi üçgen alınlık
barındırıyor ve dikdörtgen bazilikal bir planı var. 639 yılında
Martoma Kilisesi'nden camiye çevrilmiş. Yapıda Diyarbakır'daki
çoğu dini ve ticari yapıda olduğu gibi bazalt kullanılmış.
Siyah rengiyle Bazalt bu kentte yapılara karakteristiğini veren en
temel yapı unsuru.
Meryem Ana Suryani Klisesi
Ahmed
Arif müzesi olarak kullanılan konut yapısı, şairin birçok
şiirini ve özel eşyasını barındırıyor. Bununla birlikte
Diyarbakır konut mimarisini inceleme fırsatı da sunuyor.
Sokakların darlığının yanında, evlerin geniş avluları ve bu
avlu etrafında organize olan yaşam alanları, dış / iç ayrımını
çok net gösteriyor. Mahremiyetin çok önemli olduğu bu yapılar,
bölgedeki diğer yapılar gibi taş işçiliğiyle yapılmış.





