27 Ekim 2014 Pazartesi

II. Sınıf Gezi Stajı

2. sınıf gezi stajı için Diyarbakır'ı gezdik. 4 kişi çıktığımız bu geziye trenle gittik ve uzun bir tren yolculuğuyla başladık gezimize. Haydarpaşa Garı kullanıma kapandığı ve artık buradan tren kalkmadığı için yola Anakara'dan çıktık. Yolculuğumuz 20 saate yakın sürdü. Kuşetli vagonda yaptığımız bu yolculuk coğrafyanın değişimini de gözlemlememize neden oldu. Nufüsün azalmasıyla, yapılaşmanın da daha insani bir şekilde geliştiğini ve kentlerin daha yeşil ve nefes alabilecek bir hava sahasına sahip olduklarını gözlemledik. Çok güzel ve eğlenceli geçen yolculuğumuzun ardından Diyarbakır'a vardığımızda suriçine gittik. Diyarbakır'dan suriçine giden ana cadde de yoğun olarak kamu binaları vardı. Surların eski şehrin içinde yürünerek deneyimlenen bir yapı olması hem yapının fiziki koşulları nedeniyle hem de psikolojik olarak çok etkileyiciydi. 16. yy.dan beri Osmanlı Devleti'nin en önemli şehirlerinden biri olan Diyarbakır, günümüze kadar korunabilmiş surları ve suriçindeki hayatla hala çok canlı bir şehir. Şehrin tarihiyle doğru orantılı olarak birçok önemli yapısı bulunmakta. Şehirdeki Ermeni ve Suryani kiliseleri suriçinde gezilmesi gereken yerlerden sadece ikisi. Bunlarla beraber Diyarbakır Ulu Camii'si de gerek taş işçiliğiyle gerekse de strüktürüyle ziyaret etmeye değer. Tüm bu yapılar şehirdeki belediyeciliğin ve vakıfların da çalışmasıyla çok büyük restorasyonlardan geçmiş. Bunlarla birlikte şehirde kültür sanat da birçok müzeyle yaşatılmaya ve hatırlatılmaya devam ediliyor. Ahmed Arif'in suriçindeki evi müze olarak geziye açılmış. Bu müzeyi gezerek Diyarbakır evlerinin de yapısıyla ilgili birçok fikre sahip olabildik. 







Doğu Ekspresiyle Ankara'dan Diyarbakır'a gitmek için yola çıktık. Diyarbakır Garı'nda indikten sonra, suriçine yöneldik. Suriçindeki sokaklar çok dar ve evler çatı seviyelerinde birbirlerine neredeyse değiyorlar.





Diyarbakır Ulu Caminin önündeki meydan oldukça kalabalık. Cami Anadolu'nun ilk camisi olarak kabul ediliyor ve Şam Ulu Camisi'nin Anadolu'daki yansıması gibi. Yapı tıpkı Şam Ulu Camisi gibi üçgen alınlık barındırıyor ve dikdörtgen bazilikal bir planı var. 639 yılında Martoma Kilisesi'nden camiye çevrilmiş. Yapıda Diyarbakır'daki çoğu dini ve ticari yapıda olduğu gibi bazalt kullanılmış. Siyah rengiyle Bazalt bu kentte yapılara karakteristiğini veren en temel yapı unsuru.





















Meryem Ana Suryani Klisesi




Ahmed Arif müzesi olarak kullanılan konut yapısı, şairin birçok şiirini ve özel eşyasını barındırıyor. Bununla birlikte Diyarbakır konut mimarisini inceleme fırsatı da sunuyor. Sokakların darlığının yanında, evlerin geniş avluları ve bu avlu etrafında organize olan yaşam alanları, dış / iç ayrımını çok net gösteriyor. Mahremiyetin çok önemli olduğu bu yapılar, bölgedeki diğer yapılar gibi taş işçiliğiyle yapılmış. 










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder